Doktorlar, kahve içmenin kanser yapacağını söylediler...
Doktorlar, turşu yemenin kanser yapacağ...
Doktorlar, kırmızı etin kans...
Doktorlar, si...
Doktorl...
Dok...
Do...
D...
...
Desenize şuna kısaca...
Yaşamak kanser yapıyor. Yaşamamak bizim için daha sağlıklı.
22 Ocak 2012 Pazar
17 Aralık 2011 Cumartesi
Titreşim
Telefonum titreşiyor mesaj gelince. Eğer bir mesaj kızgınlıkla atılmışsa telefon "cooort coort" diye öterken, iyi bir mesajda "voomm vomm" diye ötüyor. Ben bunu hissediyorum. Ve telefonum çoğunlukla "cort"luyor. Asadsdasdsd. Tamam sakinim. Öf, sevmiyorum ben kızgın mesajları.
Bunu söyleyeyim dedim.
Herhalde telefonun ilk icat edildiği zamanlarda yaşasaydım yine telefonun çalma şekli hakkında hislerim olurdu. Hissediyorum işte.
Üniversitede bölüm olarak da Elektronik Haberleşme'ye filan girerim belki, bu konuyu araştırırım, ne bileyim...
Bunu söyleyeyim dedim.
Herhalde telefonun ilk icat edildiği zamanlarda yaşasaydım yine telefonun çalma şekli hakkında hislerim olurdu. Hissediyorum işte.Üniversitede bölüm olarak da Elektronik Haberleşme'ye filan girerim belki, bu konuyu araştırırım, ne bileyim...
16 Aralık 2011 Cuma
Az Biraz Matematik
Merhabalar,
Yakın zamanda bir kitap okudum, Matematiğin Aydınlık Dünyası diye. Okulun kütüphanesinden aldım, sanıyorum ki benden önce kimse de merak edip bu kitabı okumadı. Zaten kitap okurken bile şekilcilik seviyoruz ya biz, kalın olsun, güncel olsun da, okuyormuş gibi görünelim filan. Halbuki bu kitap matematiğin özünü az çok açıklayabilmiş bir kitap. Bir kaç alıntıyla birlikte kendi yorumumu ekleyeyim şimdi...
Düşüncelerimden daha çok alıntılara yer verdiğim için üzgünüm, çünkü benim düşüncelerimi zaten bu alıntılar açık bir şekilde anlatıyor. Yine başka bir yerden alıntı yapayım ve yazıma son vereyim:
Yakın zamanda bir kitap okudum, Matematiğin Aydınlık Dünyası diye. Okulun kütüphanesinden aldım, sanıyorum ki benden önce kimse de merak edip bu kitabı okumadı. Zaten kitap okurken bile şekilcilik seviyoruz ya biz, kalın olsun, güncel olsun da, okuyormuş gibi görünelim filan. Halbuki bu kitap matematiğin özünü az çok açıklayabilmiş bir kitap. Bir kaç alıntıyla birlikte kendi yorumumu ekleyeyim şimdi...
"Birçok insan için matematik, hayatını zehir eden derslerden, içine korku salan sınavlardan ve okulu bitirir bitirmez kurtulacağı bir kabustan ibarettir. Bazıları içinse, matematik hayatını anlamanın ve sevmenin bir yolu olabilmiştir. Çünkü sevmenin yolu, her şeyde olduğu gibi burada da anlamaktan geçer. Ancak anlayabildiğimiz şeyleri severiz.İşte. Sizin nefret ettiğiniz matematik, matematiğin kendisi değil. Sizin nefret ettiğiniz belirli harfler ve sayılar. Ve her şeyi en kısa zamanda öğrenme gereği. Sınavlar falan filan. Aslında matematiği sevmeyebilirsiniz, ki ben de biyolojiyi sevmiyorum. Organların nasıl çalıştığını, vücudumuzda kaç kemik olduğunu cidden bilmek istemiyorum. Ama elbette doktorlara saygım var. Bakın siz de matematiği sevmeyebilirsiniz, ama matematiğe de boş bir uğraş gözüyle de bakmamalısınız.
Matematik ders kitapları ise genellike bu "anlama" eylemine yardımcı olacak şekilde yazılmaz. Ankara sahaflarında bir lise geometri kitabı buldum. Sahibi kitabın hemen hemen her sayfasında bazı cümlelerin altını çizmiş, bazı denklemleri de kutu içine almış. Kalemi bastırışından, çizgilerin acımasızlığından anladığım kadarıyla çocuk ızdırap dolu bir yıl geçirmiş ve okul biter bitmez de büyük bir zevkle kitabı satmış. Adeta ondan kurtulmuş. Oysa lise geometrisi ne kadar heyecan verici konuları içerir. Binlerce yıl önce Akdeniz havzasında gelişmiş olan o berrak düşünce gücünün insanoğlunu ölümsüzlük kavramıyla ilk tanıştırışı...
Böylesi bir maceranın izlerini bir öğrenci nasıl mürekkepli kalemiyle hoyratça çizer... Fazla düşünmeme gerek kalmadan bazı denklemleri içine alan, hırsla çizilmiş kutulardan birinin üzerinde aynı kızgınlıkla altı çizilmiş bir cümle takılıyor gözüme: "Aşağıdaki bağıntılar ezberlenmelidir." Burada donup kalıyorum. Bunun matematikle ilgisi yok. Matematikte ezber diye bir şey yoktur.
Doğanın hiçbir yerinde hiçbir yaratık hiçbir şeyi ezberlemez. Ancak kötü matematik kitapları "şunlar ezberlenecektir" der. Yazar bu kitapta "ezberlenecek" demiş? Çünkü konuyu kendisi anlamamış. Konunun ne kadar zevkli olduğunu, ne kadar eğlenceli olduğunu, doğanın neresine bakarsanız bir elips, bir daire göreceğinizi ve bunların nasıl bir uyumla birbirinin içinde olduğunu hissedememiş. Hissedemediği için de "kuru bağıntılar, alt alta yazılan denklemler, sağ taraftakiler sol taraftakileri götürür, ve bir sonuç çıkar Siz de ezberleyip bunları yapın." demiş.
Bu çeşit derslerden geçip gelen insanların matematikten nefret etmesi kadar normal bir şey yoktur. Ama matematiğin kendisi bu çeşit ezberlere, bu çeşit anlayışsızlıklara bağlı olan bir konu değil. Matematik, Yaratıcının doğanın içine bıraktığı ipuçlarıdır."
Düşüncelerimden daha çok alıntılara yer verdiğim için üzgünüm, çünkü benim düşüncelerimi zaten bu alıntılar açık bir şekilde anlatıyor. Yine başka bir yerden alıntı yapayım ve yazıma son vereyim:
"Günlük yaşantımızın renkli dünyası. Parlak vitrinler, parasını vermezseniz size vermeyecekleri mallar. Ucuna sıkı sıkıya yapıştığımız alışveriş paketleri. Güncel kaygılarla koşuşturan insanlar. Bu alışveriş merkezleri 50 yıl sonra neye benzeyecek acaba? 100 yıl sonra ne bu insanlar olacak ne de bu binalar. Hele bu vitrinlerde satılan malların hepsi çöplüklerde çürümüş olacak. 100 yıl önceyse bu insanların bir teki bile doğmamıştı. Bu binalar, vitrindeki bu mallar yoktu. 2000 yıl önceki agoralar ve onların müdavimlerinden de geriye bir şey kalmamış. Bu mallar, bu vitrinler, insanlardaki bu kısa vadeli hırslar silinip gidecek. Oysa ne büyük bir ayrıcalıktır insanlığın hatıra defterine yazılmak ve bir daha hiç silinmemek. Binlerce yıl öncesinden binlerce yıl sonrasına uzanan bir macerada yer almak ve hiç unutulmamak. Galiba ölümsüz olmanın, ama gerçek ölümsüz olmanın en sağlam ve en eğlenceli yolu matematik yapmak."Buyrun bu da Öklid dayı:
15 Kasım 2011 Salı
Kelimeler
Kısa ve öz olacaksın.Her zaman.
Bir şeyi anlatırken, o şeyin anlaşılması. Bütün mesele bu olmalı. Anlatacağın şeyi ne kadar az kelimeyle ifade edebilirsen anlatacağın şeyi o kadar iyi anlatırsın. Anlam. Her kelime tek başına anlam ifade edebilir. Ama kısa kısa yazılabilecek bir şeyi yüzlerce binlerce kelimeyle ifade etmeye başlarsan, önünde "anlam" yerine sadece "kelime" ve "harf"ler bulursun. Bir sürü saçma, anlamsız şekiller.
Bunu, bunu yapmayın işte.
Yormayın kendinizi, olabildiğince az kelimeyle anlaşmaya çalışalım.
Özet geç piç diye boşuna demiyorlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)